Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

terzi

ruhumu kesiyor bir terzi

makası iri

söyleniyor bir yandan

küfrediyor;

                 belli.

kıvranıyorum acıdan

kaçıyorum o yabancıdan

önümde bir ayna

ve yarım gölge

seni ararken

kendimi buluyorum

dokunmak isterken

aynayı kırıyorum

ruhumu parça

                      parça

yerlerde görüyorum…

Nurullah ULUTAŞ

zebercet

gül dökülüyor avuçlarıma

lâl !…

yanıyorum yâr…

göğsüm yara bere içinde

cehennem kadar…

zebercet bir duygu kaplıyor beni

ağlıyorum yâr…

bulutlar sensizliği döker üstüme

ruhum darmadağınık

saçların kadar…

güneş parça parça düşüyor üstüme

kavruluyorum

bozguna uğramışlığımın güçsüzlüğü

düşüyorum

uzattığım ellerimi ittin

ölüyorum.

nurullah ulutaş

01 ağustos 2004 / bursa

susku

I.

afrodit’in

gülsuyuyla yıkadığı bedeni

üzerimde taşıyorum

geceye inat…

çığlıklarım uzanıyor arşa

yan-

                kı-

                               la-

                                               na-

                                                               rak..

yanarak dökülüyorum

kuytuma

                kendi karanlığımda

                                               kendimi arayarak…

aşk, akşamlıdır derler

akşama ulaştım

                               mehtabı karartarak

yitirdim elimdeki güneşi

kızararak…

şimdi sessizliğe ulaşıyorum

yüreğini çöle adamış bir derviş misali

kazanmak için aşk oyununu

ortaya

yüreğimi  koyuyorum….

II.

mahzun bir umudun kollarında her akşam

gözlerine yürüyorum

hilal kaşlarından sıyrılan ruhum

saçlarına dolanıyor…

       susuyorum…

çaresizlik ve kapkaranlık yolun sonu

görüyorum

gözlerinde hüzünler  biriktiren gonca

suskunluğunda büyüyorum

hasret kavuruyor yüreğini senin de

seziyorum…

susuyorum

ve yüreğimi avuçlarına eritiyorum

III.

sustum

ve geceyi çektim üstüme

      simsiyah bir urganla

kanlı bir kalemle hükmediyor sonuma yargıç

birileri fazla yaşadığımı

yakışmadığımı söylüyor hayata

gülüyorum

 “hayat, yakışmıyor bana /

vurulmalıyım”diyorum

sana geliyorum

ey ölüm

uzat ellerini bu akşam

ben

         sana 

                yakışıyorum!…

02 eylül 2009/muş

nurullah ulutaş

Fotoğraf

anılar arasına gizledim seni

gül yaprağım diye kurutmak için

dirildin her gün yeni bir şevkle

dirilttin ruhumu ezdin

                                gölgenle…

 

 

büyük bir yangının ardında saklı

solok bir fotoğraf gibi

                                  geçmişim

samansarısı bir aşk gibi kederli

yongası çiğnenmiş

                            körpe karanfil…

melankoli

geceye süzülen bir şebnem gibi

yüreğimden akar serin ellerin

hicrân-ı aşk ile

tutuşuverir.

 

bir rüya halinde

bestelenen sır

sırılsıklam bir şi’re 

dönüşüverir.

 

umudu kalmamış düşler  misâli

dökülür semadan yıldızlar bir bir

bu garip gönlüme

üşüşüverir.

 

maktulü olursam

bu metruk şehrin

harabe sütunlar

konuşuverir.

Eski Gönderiler »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.